English with Mr. Dogan
Derse katılmadan önce ön hazırlık çok önemlidir. Bilginin daha rahat edinilmesine ve kalıcı olmasına önemli katkıda bulunur. Bu blog sayfasında 8. sınıf İngilizce ilk 10 hafta ön hazırlık çalışmaları bulunacaktır. Faydalı olması dileğiyle...
1 Eylül 2021 Çarşamba
31 Mayıs 2021 Pazartesi
13 Aralık 2020 Pazar
8. İngilizce Ön Hazırlık Çalışmaları Ünite 10: Natural Forces (Doğal Afetler)
Natural Forces
| İNGİLİZCE KELİMELER | TÜRKÇE ANLAMI |
| affect | etkilemek |
| avalanche | çığ |
| be in charge of | yönetiminde olmak |
| be responsible for | -den sorumlu olmak |
| become | olmak |
| bill | fatura |
| deforestation | ormanı yok etme |
| active volcano | aktif volkan |
| air pollutioın | hava kirliliği |
| global warming | küresel ısınma |
| storm | fırtına |
| earthquake | deprem |
| drought | kuraklık |
| famine | kıtlık |
| complain | şikayet etmek |
| epidemic | salgın hastalık |
| cooperate | işbirliği yapmak |
| damage | zarar vermek |
| rescue | kurtarmak |
| shortage | kıtlık |
| forest fire | orman yangını |
| lightining | şimşek |
| flood | sel |
| homeless | evsiz |
| donation | bağış |
| warn | uyarmak |
| threatining | tehdit eden |
| erupt | patlama |
Future Tense Will Kullanım Alanları
> Gelecekte gerçekleşecek olan durumlardan bahsederken kullanılır.
» Ali will be 13 next Tuesday. (Ali önümüzdeki Salı 13 yaşında olacak.)
> Geleceğe yönelik tahminlerde bulunurken kullanılır.
» I think John will invite me to his birthday party. (Bence John beni doğum günü partisine davet edecek.)
> Konuşma anında verilen anlık kararları ifade etmek için kullanılır.
Customer (Müşteri): I‘ll have soup and chicken. (Çorba ve tavuk alacağım.)
» Travel Agent (Seyahat Danışmanı): Plane ticket is 200 TL on Friday. (Cuma günü uçak bileti 200 TL.
Customer (Müşteri): It is too expensive. I‘ll fly on Thursday,then. (Çok pahalı. O halde perşembe günü uçacağım.)
> Verilen sözleri ifade etmek için kullanılır.
» Trust me. I‘ll keep your secret. (Bana güven.Sırrını tutacağım.)
> Ricada bulunurken, bir şey teklif ederken ve birini davet ederken kullanılır.
» I’ll look after the children if you like. (İstersen çocuklarla ilgileneceğim.)
» Will you come for dinner? (Akşam yemeğine gelir misin?)
> Emir ve komut verirken kullanılabilir.
» Mum (Anne): You will wear it whether you like it or not. (Beğensen de beğenmesen de bunu giyeceksin.
8. Sınıf İngilizce Ön Hazırlık Çalışmaları Ünite 9: Science (Bilim)
Science
| İNGİLİZCE KELİMELER | TÜRKÇE ANLAMI |
| artificial | yapay |
| design | düzenlemek, tasarlamak |
| develop | geliştirmek |
| discovey | keşif |
| become | olmak |
| experiment | deney |
| operate | işletmek, çalışmak |
| process | süreç |
| brilliant | muhteşem, dahice |
| scientific | bilimsel |
| scientist | bilim insanı |
| search | araştırmak |
| explode | patlamak |
| clean up | temizlemek |
| complain | şikayet etmek |
| substance | madde |
| cooperate | işbirliği yapmak |
| damage | zarar vermek |
| invent | keşif yapmak |
| invention | keşfedilen şey |
| inventor | keşfeden kişi |
| safety | güvenlik |
| lab | laboratuvar |
| grativity | yer çekimi |
| high-tech | yüksek teknoloji |
| chemical | kimyasal |
| chemist | kimyager |
| genious | dahi |
| compass | pusula |
SIMPLE PAST TENSE (Geçmiş Zaman)
Simple Past Tense ile cümlelerin nasıl kurulduğuna geçmeden önce simple past tense yani geçmiş zaman hangi durumlarda kullanılır, neleri anlatır kısaca bunları görelim.
Simple Past Tense Kullanım Alanları
Simple Past Tense, geçmişte gerçekleşen eylemlerden bahsederken ya da geçmişte yaşanmış bir olayı anlatırken kullandığımız bir zamandır. Simple Past Tense’in Türkçede karşılığı “-di”li geçmiş zaman ya da görülen geçmiş zaman olarak adlandırılır. Simple Past Tense kullanıldığında bahsedilen eylem, geçmişte belli bir zamanda başlamış ve sona ermiştir, içerisinde bulunduğumuz anda devam etmemektedir.
Simple Past Tense Cümle Yapısı
Simple Past Tense kullanarak olumlu, olumsuz cümleler ve soru cümleleri oluştururken dikkat edilmesi gereken bazı kurallar vardır:
Olumlu Cümleler / Affirmative Sentences
| ÖZNE / SUBJECT | FİİL / VERB | NESNE / OBJECT | ANLAMI |
|---|---|---|---|
| I | studied | English. | Ben İngilizce çalıştım. |
| You | wrote | a letter. | Sen bir mektup yazdın. |
| He | played | football. | O futbol oynadı. |
| She | drank | tea. | O çay içti. |
| It | played | with ball. | O topla oynadı. |
| We | watched | TV. | Biz televizyon izledik. |
| You | read | book. | Siz kitap okudunuz. |
| They | ate | hamburger. | Onlar hamburger yediler. |
Cümleler kurulurken hem düzenli hem düzensiz fiiller kullanılmıştır.
> Simple Past Tense ile olumlu cümle kurarken fiillerin 2. hali kullanılır. İngilizcede fiiller düzenli fiiller ve düzensiz fiiller olmak üzere ikiye ayrılır. Düzenli fiilleri geçmiş zamana göre çekimlerken fiilin sonuna “–d, -ed, -ied” takılarından biri getirilir.
> Düzenli fiillerin pek çoğu “–ed” takısı alır.
» Walk + ed → Walked
» Watch + ed → Watched
» Jump + ed → Jumped
> Son harfi ‘’e’’ olan fiiller “–d” takısı alır.
» Pollute + d → polluted
> Bir fiilin son harfi ‘’y’’ ise ve bu harfin öncesinde bir sessiz harf bulunuyorsa y harfi düşerek fiile “–ied” takısı getirilir.
» Try → tr + i + ed → tried
Y harfinden önce sesli bir harf varsa bu kural uygulanmaz.
Düzensiz fiiller (Irregular Verbs) ise yukarıda bahsedilen kurallara uymazlar. Belli bir kurala göre değişmezler bu yüzden düzensiz fiillerin ezberlenmesi gerekir. Aşağıdaki görselde bazı düzensiz fiiller verilmiştir:
| ÖZNE / SUBJECT | Yardımcı Fiil / Auxiliary Verbs | FİİL / VERB | NESNE / OBJECT | ANLAMI |
|---|---|---|---|---|
| I | did not (didn’t) | study | English. | Ben İngilizce çalışmadım. |
| You | did not (didn’t) | write | a letter. | Sen bir mektup yazmadın. |
| He | did not (didn’t) | play | football. | O futbol oynamadı. |
| She | did not (didn’t) | drink | tea. | O çay içmedi. |
| It | did not (didn’t) | play | with ball. | O topla oynamadı. |
| We | did not (didn’t) | watch | TV. | Biz televizyon izlemedik. |
| You | did not (didn’t) | read | book. | Siz kitap okumadınız. |
| They | did not (didn’t) | eat | hamburger. | Onlar hamburger yemediler. |
> Olumlu cümle kurarken fiillerin 2. halini kullanmıştık yani geçmiş zamana göre fiilleri çekimlemiştik ancak olumsuz cümle kurarken fiillerin 2. hali kullanılmaz. Fiil yalın halinde yani hiçbir değişime uğramadan, hiçbir takı almadan kullanılır. Cümleyi olumsuz yapan kullanılan did not (kısaltılmış haliyle didn’t) yardımcı fiilidir.
Soru Cümleleri / Interrogative Sentences
| Yardımcı Fiil / Auxiliary Verbs | ÖZNE / SUBJECT | FİİL / VERB | NESNE / OBJECT | ANLAMI |
|---|---|---|---|---|
| Did | I | study | English? | Ben İngilizce çalıştım mı? |
| Did | you | write | a letter? | Sen bir mektup yazdın mı? |
| Did | he | play | football? | O futbol oynadı mı? |
| Did | she | drink | tea? | O çay içti mi? |
| Did | it | play | with ball? | O topla oynadı mı? |
| Did | we | watch | TV? | Biz televizyon izledik mi? |
| Did | you | read | book? | Siz kitap okudunuz mu? |
| Did | they | eat | hamburger? | Onlar hamburger yediler mi? |
> Soru sorarken yardımcı fiil olarak kullanılan DID cümle başında yer alır. Olumsuz cümlede olduğu gibi soru cümlelerinde de fiilin 2. hali kullanılmaz yani fiil geçmiş zaman kipine göre çekimlenmez. Bir soru kelimesi kullanılarak soru sorulmak istendiğinde DID öncesinde bu soru kelimesi yer alır.
What did you do last night? ( Geçen gece sen ne yaptın?)
Where did she go? ( O nereye gitti?)
> Soru cümlelerine şu şekilde kısa cevaplar verilebilir:
— Yes, they did. / No, they didn’t. (Evet, onlar izlediler. / Hayır, onlar izlemediler.)
— Did she read newspaper? (O gazete okudu mu?)
— Yes, she did. / No, she didn’t. (Evet, o okudu. / Hayır, o okumadı.)
Zaman İfadeleri / Time Expressions
Simple Past Tense ile birlikte kullanılan zaman zarfları şunlardır:
Yesterday: Dün
Last week / month / year: Geçen hafta / ay / yıl
Two days / three years / a month ago: 2 gün / 3 yıl / 1 ay önce
In 2002: 2002’de
In the past: geçmişte
The day before yesterday: Dünden önceki gün
İncelediğimiz bu kelime, kural ve yapıları diyalog içinde görelim:
12 Aralık 2020 Cumartesi
8. Sınıf İngilizce Ön Hazırlık Çalışmaları Ünite 8: Chores (Ev işleri)
CHORES
| İNGİLİZCE KELİMELER | TÜRKÇE ANLAMI |
| affect | etkilemek |
| assignment | görev, ödev |
| be in charge of | -den sorumlu olmak |
| be responsible for | -den sorumlu olmak |
| become | olmak |
| bill | fatura |
| borrow | ödünç almak |
| boss | patron |
| brilliant | muhteşem, dahice |
| by the way | bu arada |
| chat | sohbet etmek |
| chore | günlük ev işi |
| classmate | sınıf arkadaşı |
| clean up | temizlemek |
| complain | şikayet etmek |
| cook | yemek pişirmek |
| cooperate | işbirliği yapmak |
| damage | zarar vermek |
| decorate | dekore etmek, süslemek |
| delicious | lezzetli |
| dessert | tatlı |
| diary | günlük ev işi |
| dish | yemek |
| dishes | bulaşık |
| dishwasher | bulaşık makinesi |
| disturbing | rahatsız edici |
| do chores | ev işleri yapmak |
| do the laundry | çamaşır yıkamak |
| do the washing up | bulaşıkları yıkamak |
| doorbell | kapı zili |
| dry | kurutmak |
| dust | toz almak |
| duty | görev |
| empty | boşaltmak |
| entire | bütün, hepsi |
| experience | deneyim, tecrübe(etmek) |
| feature | özellik |
| flat | apartman dairesi |
| furniture | mobilya, ev eşyası |
| garbage | çöp |
| gather | topla(n)mak, biriktirmek |
| get annoyed | kızmak |
| get bored | sıkılmak |
| graduate | mezun olmak |
| grass | otlak, çimen |
| grocery shopping | market alışverişi |
| habit | alışkanlık |
| hang on | asmak |
| hang out | çamaşır asmak |
| household | ev veya aileye ait |
| importance | önem |
| iron | ütü, ütülemek |
| janitor | temizlik görevlisi |
| lawn | çayır, çimen |
| load | yüklemek, doldurmak |
| look after | ile ilgilenmek, göz kulak olmak |
| make a suggestion | öneride bulunmak |
| make the bed | yatağı toplamak |
| meal | yemek, öğün |
| mess | karışıklık, dağınıklık |
| mop | paspas yapmak |
| mop the floor | yerleri paspaslamak |
| moral | ahlaki |
| mow | çim/ot biçmek |
| necessary | gerekli |
| obey | itaat etmek, uymak |
| obligation | zorunluluk |
| opinion | fikir |
| organize | organize etmek |
| pay | ödemek |
| peaceful | huzurlu |
| periodically | belirli aralıklarla |
| pick up | birini bir yerden almak |
| prepare | hazırlamak |
| presentation | sunum |
| randomly | rasgele |
| relative | akraba |
| respect | saygı duymak |
| respectful | saygılı |
| responsibility | sorumluluk |
| return | dönemek, iade etmek |
| reward | ödüllendirmek, mükafat |
| ribbon | kurdele |
| ring | çalmak (telefon/zil) |
| rubbish | çöp |
| rule | kural |
| sacrifice feast eve | kurban bayramı arifesi |
| set the table | sofrayı kurmak |
| severe | sert, şiddetli |
| share | paylaşmak |
| slipper | terlik |
| step by step | adım adım, kademe kademe |
| sweep | süpürmek |
| sweep the leaves | yaprakları süpürmek |
| take care of | ilgilenmek, göz kulak olmak |
| take out the garbage/trash/rubbish | çöpü dışarı atmak |
| task | görev, ödev |
| tidy up | etrafı toparlamak |
| tradition | gelenek |
| trash | çöp |
| understand | anlamak |
| vacuum | elektrik süpürgesi ile süpürmek |
| volunteer | gönüllü |
| warn | uyarmak |
| wash | yıkamak |
| wash the dishes | bulaşıkları yıkamak |
| water the flowers | çiçekleri sulamak |
| water the plants | bitkileri sulamak |
Kelime ve kalıplarımızı diyalog içinde görelim:
-
Natural Forces Öncelikle ünitemizde karşımıza çıkacak kelimelere göz atalım. İNGİLİZCE KELİMELER TÜRKÇE ANLAMI affect etkilemek avalanche ç...
-
Teen Life (Genç Hayatı) Bu konumuzda gençlerin günlük hayatlarından, aktivitelerinden, sevdiklerinden ve sevmediklerin bahsedeceğimiz i...
-
On the Phone (Telefonda) Bu ünitemizin kapsadığı kelimelerimize bir bakalım. İNGİLİZCE KELİME TÜRKÇE KARŞILIĞI access erişim addiction bağı...






